Önce sendikalı olmanın getirdiği sorumluluklardan yola çıkalım. Sendikalı olmak; 1-Is yerinde çalışma ve is hukukunun oluşmasını ve sürdürülmesini savunmaktır. 2-Is yerinde işyeri sağlığının oluşması ve çalışan sağlığının korunmasını istemektir. 3-Is yerinde verimin artırılması için çalışanların kendi aralarında ve işverenle ortak çözümler üretmektir.
4-Is yerinde çalışanlar arasında eşitliğin sağlanmasını ve sürdürülmesini savunmaktır. 5-Öğretmenin üretimi sayılan hedeflenmiş davranışlar edinmiş birey yetiştirmek için program üretmektir. 6-Bireylerin, hedeflenen davranışları kazanabilmeleri için yeni taktik ve stratejiler geliştirebilmektir. 7-Toplumun ve bireyin ayrı ayrı ve ortak olarak eğitim istemlerini karşılamak için modelleme yapmak ve bu modelleri yasama geçirmektir. 8-eğitim ve öğretimin laboratuar uygulamaları olan bireyin sanat üretimi, proje geliştirmesi vb. çalışmalarına olanak sağlayabilmektir. 9-Veli ve öğrencilerin eğitime katkılarını tespit ederek programa uyarlayabilmektir. 10-İşyerinde çalışma disiplinin oluşturulmasında öncülük etmek ve bu disipline uyabilmektir. 11-Sendika eğitimlerine katılmada istekli olmak ve bu çalışmalar için bos zamanlarını verebilmektir. 12-Gerek sendikal gerekse kişisel deneyimlerini yakin ve uzak çalışma arkadaşlarıyla paylaşabilmektir. 13-Ulusal ve bireysel yararlılıkların ve çıkarların belirlenmesinde öncü rol edinmektir. 14-Eğitimde dogmacılık ve pragmatizm yerine çağdaşlık ve bilimselliği savunmaktır. 15-Çıkar gruplarının eğitim istemleri yerine ülkenin geleceği ve gereksinimlerini karşılayan eğitim politikalarını savunmaktır. 16-Ülkemizin üzerinde bulunduğu coğrafyadan hareketle var olan durumu, tarihsel veriler ışığında yorumlayarak eğitim sunduğu bireylere iletebilmektir. 17-Birey için, eğitim-is-üretim mekanizmasının bilincine vararak çalışmalarını idealleştirebilmektir. 18-İnsan hak ve özgürlüklerine ve çevreye karsı duyarlı olabilmektir. 19-Özgür iradeye, düşünceye ve inançlara karsı saygılı davranabilmektir. 20-çalışan olarak, her platformda fiziksel, sosyal ve kültürel gereksinimleri karşılayabilen bir ücret politikası üretip savunabilmektir. Yukarıda belirtilenler aidatı cebimizden çıkmayan sendika üyeliği ile ve sendikal faaliyetlerle hızlı bir biçimde Kazanılabilir. Okuma yazma bilmeyen ve en basit toplama çıkarma becerisi olmayan bireyler, belirlenmiş sürede bir programla donatılabiliyorsa biz eğitim çalışanları bu kazanımları daha kolay edinebiliriz. Sendika dışında özel bir topluluğun ya da birliğin üyesi olmak, is ve çalışma alanlarında bize yararlar sağlayabilir. Bu sağlıklı ve sürdürülebilir bir olgu değildir ve olmadığı da herkes tarafından görülmüştür. Eğitimde kamu yada özel işvereninin, biz eğitim emekçilerinin ücret vb. haklarını göz ardı etmesi karsısında sendika dışında kalan topluluk ve grupların; Görmeyen, Duymayan ve Söylemeyenleri oynadıkları görülmemiş midir? Sendikalı olmamak için inatlaşma, Türkiye eğitim çalışanlarının davranışı olamaz. Kurulmuş olan sendikalarda özel ilişkiler, ideolojik, mezhepsel, siyasal ve politik varlıklar aranmak doğru bir yaklaşım olmasa gerektir. Bunun aksi sendikanın bilimsel yararlılığını edinememektir. Sendikayı düşünce ve idealizm kulübüne dönüştürmek, fikir çatışmalarını doğurmakta, giderekte hizipleşmeleri ortaya çıkarmaktadır. Eğitim ve çalışanlarla ilgili sorunların yerini hiziplerin kişisel sorunları almaktadır. Türkiye’de eğitim sendikaları için ideoloji gerekiyorsa bu; Atatürkçülük olamaz mı? Pekâlâ olabilir. Çünkü: Atatürk’ün yaptıklarına bakılınca ve onun düşünceleri anlaşılınca bunun yerinde bir karar olacağı kesindir. Tüm bu düşünceler doğrultusunda yaşama dair kendimize yeni bir anlayış belirleyelim. TÜM EGITIM ÇALISANLARININ SENDİKALI OLDUGU GÜNLERIN UMUDUYLA MERHABA EGITIM DOSTLARI Antep’ten Köçe
|