Ceviz Kabuğunda Günceli Tartıştık...
aes tarafından yazıldı.    Pazartesi, 31 Ekim 2011 13:43    Yazdır e-Posta

Usta gazeteci Hulki Cevizoğlu, resmi törenlerin iptal edilmesine, seyircili formata kavuşan programı Ceviz Kabuğu’nda bu sözle tepki gösterdi. Program konukları İsmail Koncuk ve Cansel Güven de kararı eleştirerek “29 Ekim, bir eğlence değildir” görüşünde birleşti.

Cumhuriyet törenlerinde dansöz mü oynatılıyordu!
Hulki Cevizoğlu: 29 Ekim kutlamaları Başbakanlık genelgesiyle iptal edildiğine göre bırakın Kandil’i, biz manevi olarak Türkiye’ye bile bayrak dikememişiz.
Hulki Cevizoğlu bu haftaki Ceviz Kabuğu programında, Türkiye’nin kanayan bir yarası olan atanamayan öğretmenler konusuna parmak bastı. Ataması yapılmayan 300 bin öğretmenin temsilen arkadaşları ve eğitim sendikası başkanları, sorunları Ceviz Kabuğu’nda masaya yatırdı. Bu hafta ilk kez seyircili formatı ile ekrana gelen Ceviz Kabuğu’nun stüdyo konukları Türk Eğitim Sendikası Genel Başkanı İsmail Koncuk ve Anadolu Eğitim Sendikası Başkanı Cansel Güven’di. Eğitimci yazar Abbas Güçlü ise programın telefon konuğuydu.

Deprem bin yıldır var
Hulki Cevizoğlu, 29 Ekim’in ilk saatlerinde yayına giren programa Cumhuriyet bayramını kutlayarak başladı. Cumhuriyetimizin 88 yaşına girdiği bu yıl, bayram kutlamalarının yapılacağı törenlerin iptal edilmesini eleştiren Cevizoğlu, şunları söyledi: “Cumhuriyetimizin 88. yıl kutlamaları iptal edildi... Terör olayları ve Van depremi gerekçe gösterildi. Biz cumhuriyet kutlamalarında dansöz mü oynatıyorduk? Türkiye’de terör yeni mi oluyor? Türkiye, 30 yıldır terörle mücadele etmiyor mu? Türkiye yeni mi deprem ülkesi oldu? Bin yıldır deprem ülkesi. Adında Cumhuriyet olan CHP ve MHP neden sesini çıkarmıyor?... Bırakın Kandil’e bayrak dikmeyi, biz manevi olarak Türkiye’ye bile bayrak dikememişiz, bayram iptal edildiğine göre...”

Gayrımilli tavır
Anadolu Eğitim Sendikası Başkanı Cansel Güven, CHP ve MHP’nin bayram kutlamalarında yazılı açıklama ile yetindiğini belirtti. Güven, “Cumhuriyet bir tebaa olmaktan millet olmaya, halkın iradesinin meclise yansımasına büyük bir adımdır. Milli bayramlarımız birlik ve beraberliğimizi millet olarak ortaya koymak için fırsattır. Tam da aslında en çok kutlanması gereken zamandır” dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk da, törenlerin iptal edilmesini eleştirdi. “Gayrımilli tavrı ortada bir iktidar mevcut” diyen Koncuk “Depremi ve terörü bahane edip mal bulmuş mağribi gibi bütün okullardaki törenleri iptal ettiler. Deprem nedeniyle kutlamaların varsa eğlence yönü iptal edilebilirdi”

Psikolojileri çöktü
Güven, ataması yapılmayan öğretmenlerin psikolojilerinin iyi olmadığını şu sözlerle anlattı: “Hükümeti eleştirdiğimizde bu darbeye kadar varan bir suç olarak nitelendirilebiliyor. Öğretmenlerimizin neredeyse yarısının psikolojisi iyi değil. Yapılan ankete yüzde 47’si kendimi iyi hissetmiyorum diye yanıt vermiş. Kanun Hükmünde Kararname ile bir gece de eş durumu mağduru edildiler. Dükkan açar gibi eğitim fakültesi açıyoruz. Fen fakültelerine formasyon veriyoruz. Normalde bu ihtiyacın yüzde 10 fazlasıdır ve bilimsel bir orandır. Normali budur.”
Milli Eğitim Bakanlığı’nca zaman zaman yapılan açıklamalarda ihtiyaç olmasına rağmen öğretmen atanmamasının nedeni olarak kaynak yetersizliği gösteriliyor. Cansel Güven “Eğitimden tasarruf ederek çok daha büyük zarar ediyoruz” derken, İsmail Koncuk, “öğretmenleri atamak için kaynak yok deniyor öte yandan dünyanın en büyük 16. ekonomisi olmakla övünülüyor. Bir yerde yanlış var o zaman” dedi.

“Milli Eğitim Bakanı değil işletmeci”
İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanı’nın Milli eğitimi bir işletme gibi yönetmeye çalıştığını söyledi. Koncuk, “Bakan her ne kadar 4 aylık süre için acımasız eleştirileri hak etmese de dişe dokunur bir şey de yapmadı” dedi. Milli Eğitim Bakanı göreve geleli dört ay oldu. Bu dört ay için acımasız eleştiriler yapmak doğru değil ama dişe dokunur bir şey de yapmadı. Gelir gelmez özür grubu öğretmenlerin (Eş, sağlık ve eğitim gibi nedenlerle başka yerlere atanmak isteyen öğretmenler) atamalarını yılda bire ve de yaz aylarına düşürdü. Sayın Bakan Milli Eğitim Bakanlığını bir işletme gibi görüyor. Ama oradakilerin tepesinde demoklesin kılıcı gibi, bir işletme mantığı ile davranamazsınız. Ceviz Kabuğu’nun stüdyodaki izleyici konuklarından Gazeteci Orhan Uğuroğlu, atanamayan öğretmenlerin Türkiye gerçeğinde sadece bir bölüm olduğunu anımsatan şu açıklamayı yaptı. “Bugün Türkiye’de TÜİK rakamlarına göre 2 milyon 397 bin üniversite mezunu işsiz. Bunların 504 bini öğretmen. 241 bini mühendis, 144 bini sanat alanında... 6 bin iletişim mezunu ve diğerleri... ”
Ceviz Kabuğu’na telefonla bağlanan Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) İstanbul Temsilcisi Yasemin Çim, “Bu ülkede alanının uzmanı olmayanlar öğretmenlik yaparken nasıl oluyor da öğretmenlerin niteliği tartışılıyor?” dedi ve şöyle devam etti: “Bakanın Fransa’da yaptığı açıklama (ataması yapılmayan öğretmenler diye uyduruk bir sorun çıkardılar açıklaması) bile bizi ne kadar umursadığının göstergesi. Hani kediyi köşeye sıkıştırınca yüzünüzü tırmalar ya Bakanın bize hakaret edip durması da köşeye sıkıştığını gösteriyor. Tayyip Erdoğan’ın, sözünü tutmasını istiyoruz en başta. 2011 bitmeden 44 bin sözü tutulsun. Bakan bizden kaçıyor. Görüşmek istiyoruz kendisiyle, elbette ki çözüm önerilerimiz var.”

Öğretmenler yeterlilik sınavına tabi tutulmalı
Eğitimci yazar Abbas Güçlü, daha kaliteli eğitim için öğretmenlerin 5 yılda bir sınavdan geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Atanamayan öğretmenler konusunda en çok tartışılan konulardan biri de Türk eğitim sistemi içinde öğretmenlerin yeterliliği oldu. Yeterlilik konusunu konuşmak dahi istemeyen öğretmenler “Yetersizsek neden ücretli öğretmenlik yaptırılıyor? Biz öğretmen olarak yetersizsek, alanında uzman olmayanlara nasıl öğretmenlik yaptırılıyor? diye sitem ettiler. Buna karşın eğitim dünyasının yakından tanıdığı, eğitim uzmanı ve Genç Bakış programı yapımcısı ve sunucusu Abbas Güçlü, öğretmenlerin yeterlilik sınavına tabi tutulması gerektiğini ve bunun da 5 yılda bir yenilenmesi gerektiğini söyledi.

Ciddi düzenleme lazım
Ceviz Kabuğu’nun telefon konuğu olan Güçlü, “Eğitim fakültesinden mezun olan herkes öğretmen olacak derseniz, o zaman kalitesizlik yerlerde sürünür” dedi. Bugün 300 bin atama bekleyen öğretmenin ataması yapılsa da bunun 5 yıl sonra yine aynı rakama ulaşacağına dikkat çeken Güçlü şunları söyledi: “Eğitim sistemindeki sorunlar, her yere açılan eğitim fakülteleri, fen fakültelerine verilen formasyonlar ciddi sorunlar. Bunlar üzerinde ciddi düzenlemeler yapmak lazım. Öğretmenleri konuşuyoruz ama mühendisler doktorlar da var. Öğretmenler iş bulamayınca canımız acıyor da onlar bulamayınca acımıyor mu?

Öğrenciler donanımlı
Öğretmenlerin yeterlilik düzeyine de bakmak lazım. Öğretmenler için de diğer tüm meslekler için de yeterlilik sınavı yapılmalı ve 5 yılda bir de tekrarlanmalı bu. Her eğitim fakültesinden mezun olan öğretmen olacak diye kabul edersek seviye de düşer. Bugünün öğrencisi çok donanımlı... Ben eğitim fakültesi mezunuyum. 5 yıl 10 yıl cesaret edemedim, bugünkü pek çok öğretmenden daha donanımlı olmama rağmen cesaret edip sınıfa giremedim. Veliler de çocuklarını okullara gönderirken öğretmenlerin yeterliliklerine dikkat etmeli. Bugün hangi veli çocuğunu okula bırakırken öğretmenine ’sen ne mezunusun’ diye soruyor?

Dünyanın en yanlış programı
Bu yıl üniversitelerde 75 bin kontenjanın boş kaldığını hatırlatan Abbas Güçlü, insanların eğitime küsme noktasına geldiğini ifade etti. Güçlü, “Türkiye’de politika sürekli değişiyor. Öğretmen yetiştirme programımız sürekli değişiyor. Şu anki de en yanlış program. Öğretmen yetiştirme istihdam programı yapılması lazım” dedi. Abbas Güçlü’nün bu açıklamalarına İsmail Koncuk, “Türkiye’nin önem verdiği bir yazar öğretmenler yetersiz derse bu atama yapmamakta direnen iktidarın elini güçlendirir” diyerek karşı çıktı. Güçlü’nün yanıtı ise şöyle oldu: “Gelin bunu siyasilere anlatalım. 60 puan barajı gelsin. Geçemeyen ne kadar ihtiyaç olursa olsun atanmasın. Bu durum mühendislik için de böyle. İyi mühendislerimiz olsaydı depremde o evler patır patır dökülmezdi. Namuslu, iyi yetişmiş mühendislerimiz olsaydı bu kadar bina yıkılmazdı. Benim öğrenciliğimde sınavlar tartışılıyordu hâlâ tartışılıyor. Başka meslekler belki 5-10 kişiyi etkiler ama öğretmenlik tüm ulusu etkiler.” Türk Eğitim Sendikası Başkanı Cansel Güven de öğretmenlerin yetersiz olduğu görüşüne karşı çıktı ve “öğretmenleri yetiştiren kurumlar yeterli olursa öğretmen de yeterli olur. Bir yeterlilik sınavı yapılacaksa mezuniyet öncesinde yapılmalı. Geçemiyorsa, yeterli değilse mezun etmeyelim. Ama diploma verdikten sonra değil” diye konuştu.

“Kendimi köle gibi hissediyorum”
Ceviz Kabuğu stüdyosundaki atanamayan öğretmenler de isyanlarını şu sözlerle dile döktüler:
SAVAŞ İKA (BURSA): “86 doğumluyum. Kendimi bildim bileli öğretmen olmak istiyorum ama izin verilmiyor. 80 bin ücretli öğretmen var, ben buna ’kölelik’diyorum. Bir sene boyunca ben de ücretli öğretmenlik yaptım. Aynı işi yaptım kadrolu öğretmenle ama onun dörtte biri maaş aldım. Üstelik okulda bir şey için para toplamayı reddettiğim için kovuldum. Bizi bu duruma basiretsiz yöneticiler getirdi. Yetersiz öğretmen yoktur, basiretsiz yönetici vardır.”
ÖZGE CEYHAN (ANKARA): “Sorunu çözmek için önce istemek lazım. İsteseler 5-6 senede bu sorunu çözerler.” AYÖP’ün kanser olmasına rağmen atama sorununu protesto etmek için açlık grevi yapan kurucularından Şafak öğretmenin ağabeyi Ufuk Bay da Ceviz Kabuğu stüdyosundaydı. Ufuk Bay, bu süreçte çocukların da öğretmenler kadar mağdur olduğunu, öğretmenlerin sorunlarının sadece öğretmenlerin değil hepimizin sorunu olması gerektiğini söyledi.

Yeniçağ Gazetesi, 31.10.2011, pt.

Yorumlar (0)
Yorum yaz
İletişim Bilgileriniz :
Yorum:
 

BECAYİŞ İLANLARI

Afişler

Egitimciler

Siyasi Parti Değil Öğretmen Sendikasıyız.

Aranıyor

Öğretmenlik Kilo ile Tartılmaz Sınavla Ölçülmez