| Yarıyılı Sorunlarla Kapatıyoruz | |||
|
|
En acil ve güncel olandan başlamak gerekirse; depremden etkilen öğretmen ve öğrencilerin ihmal edildiği VAN İlimiz ve ilçelerinde hala barınma dâhil yaşamsal ihtiyaçlar giderilememiştir. Olağanüstü haller kapsamında yer değişiklerinde, İlksan yardımı ödemelerinde zorluk çıkarılmakta, barınma, beslenme, ulaşım giderleri eğitimcilere fatura edilmektedir. Atama bekleyen 350 bin civarındaki öğretmenin ızdırabı sürmekteyken geçen dönemden alacaklı olduğumuz 44 bin atama henüz gerçekleşmemiştir. Zorunlu eğitimin süresi ve parçalı yapısı üzerine çalışma yürüten hükümet ve bakanlık yetkililerin yasa üzerinde zorunlu görünen 8 yıllık eğitimi niteliğe kavuşturamamış olması, parasız hale getirememesi üzücüdür. İdeal sınıf mevcutlarına ulaşabilmek için en az 200 bin öğretmene ihtiyaç duyulduğu halde bütçenin Fatih Projesi gibi insan dışındaki bileşenlere aktarılmasını akılcı ve bilimsel bulmuyoruz. Geçici olarak başlatılan giderek olağan hale gelen ücretli öğretmen istihdamı endişe verici boyutlardadır. Hem hizmet alan hem de hizmet verenler açısından türlü sakıncalar içeren ücretli öğretmenliğe derhal son verilmeli, öğretmenlik kadroyla yapılacak uzmanlık gerektiren bir meslek olarak tanımlanmalıdır. Bu yarıyıl içinde okul müdürlerine karşı yürütülen zincir soruşturmalar kamu vicdanını yaralamıştır. Okulların en temel ihtiyaçları için bile bütçe tahsis etmeyen, idareyi veli vicdanıyla baş başa bırakanların dönüp “nerden buldun, nasıl harcadın” demeye hakkı yoktur. Son üç yıldır her atama ve yer değiştirme döneminde güncellenen özür grubu sorunu 14 Eylül Tarihli Kanun Hükmünde Kararname ile daha kronik bir hal almıştır. İnsani ve ertelenemez mazeretlere rağmen yer değiştirmesi engellenen sağlık, eş ve eğitim özrü olan eğitimciler haklarını yine yargı yoluyla aramak zorunda bırakıldı. Hem eğitim çalışanını hem de bakanlığın kendisini yıpratacak olan bu sürecin evrensel ve anayasal hukukun gereği olarak sulh ile son bulması için bakanlıkça adım atılması gerekmektedir. Öğretmenlerin “eşit işe eşit ücret” başlığıyla müjdelenen ek ödeme düzenlemesinde yok sayılması camiamıza nasıl bakıldığının kanıtıdır. İnsan yetiştirme, eğitme işinin okulu temizleme işi kadar bile maddi karşılığı olmadığı anlaşılmıştır. Lafa gelince “peygamberlik mesleği” olarak nitelenen öğretmenlik, icraata gelince işsizlerin sırada beklediği sıradan bir işçiliktir. 2011-2012 Öğretim yılının ikinci yarısında yukarıda sayılan, sayamadığımız onlarca sorunla kapanmasını arzu etmiyoruz. Yalnızca sayılardan ibaret olmayan, İNSAN denen malzemeye hizmet eden eğitim sisteminin acil çözümlere ihtiyacı vardır. Bu beklentilerin ışığında yarıyıl tatilinin sağlıklı, mutlu geçmesini, ikinci yarıyılın hepimiz için daha hayırlı olmasını diliyoruz. Cansel Güven Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı
|


Öğrenci, veli, öğretmen, akademisyen ve diğer çalışanlarıyla birlikte neredeyse nüfusumuzun tamamını ilgilendiren eğitim hayatımızda sorunlar çözülmüyor, artarak sürüyor. 2011-2012 Eğitim öğretim yılının ilk yarıyılı da çözüme muhtaç pek çok sorunu ikinci yarıyıla devrederek son bulmuştur.



