| EĞİTİME DAİR (SUNUŞ) |
|
|
| Administrator tarafından yazıldı. | |
| Cuma, 06 Kasım 2009 03:01 | |
|
Bu, benim eğitime dair yazdığım sekizinci kitaptır. İlk yedi kitapta eğitimi değişik boyutlarıyla ele almıştım. Bu kitapta ise 12 Mayıs 2006 ile 21 Şubat 2008 yılları arasında onur duyarak ifa ettiğim 21 aylık Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı süresince söyleşilerde, yaptığım açıklamalarda, verdiğim konferanslarda yazdığım makalelerde dile getirdiğim görüşlerimi topladım.
Kitap, ilk bakışta kritik bir dönemde sürdürdüğüm Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı çalışmalarını anlatıyor gibi görünebilir. Ancak kitabın muhtevası sadece bundan ibaret değildir. Çünkü bu kitap, bir dönemde Türkiye’deki eğitime dair atılan belli adımlar hakkında bilgi vermekle birlikte eğitime dair belirli görüşler de sunmaktadır.
Özellikle 2003 sonrası dönemde eğitimciler arasında müthiş bir kavram karmaşası yaşandı. Özellikle müfredatlardaki birçok çalışma, kavram karmaşasının gölgesinde gerçekleşti. Bilen bilmeyen herkes öğrenci merkezli eğitimden, ezbersiz eğitimden bahsetmekteydi, yapılandırmacı-oluşturmacı yaklaşımdan dem vurmaktaydı.
Ne acıdır ki, hem akademik çevrelerdeki hem de milli eğitim camiasındaki eğitimciler de nadir istisnaları hariç tutarsak bu furyaya katıldılar. Eğitimi tahrip eden bu durum maalesef yeterince irdelenemedi ve sorgulanamadı.
Gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz ki biz eğitimdeki bu kavram karmaşasına teslim olmamaya ve kritik anlarda da bir karşı söylem geliştirmeye çalıştık. Kitapta, işte bu çerçevede dile getirdiğimiz görüşler yer almaktadır.
İlköğretim programlarında olmasa da ortaöğretimde programlarının önemli bir kısmında işin başından itibaren kendi inisiyatifimizi kullanabilme imkanına sahip olduk. Nitekim ortaöğretim Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih ve Yabancı Dil Programlarını hazırlayacak komisyonları biz oluşturduk. Her bir alanda çok değerli tanınmış akademisyeni bir araya getirdik. Tamamen Türk akademisyenlerle çalıştık ve kısa sürede ana çerçeveyi tamamladık. Yoğun çalışmalar sonucu ortaya çıkan programlarda şu ana kadar kayda değer bir eksiklik bulunmadı. Kitapta işte bu konuda sergilediğimiz hassasiyeti vurgulayan haberler yer almaktadır.
On yıl kadar önce müzelerden ve gazetelerden eğitim ve öğretimde yararlanılabileceğine dikkat çekmiştim. İşte on yıl aradan sonra TTK’ da kurduğumuz ekiplerle bu düşünceyi hayata geçirme imkanına sahip olduk. Nitekim ilköğretim müfredatını tarayıp kazanımlarla ilişkilendirmeler yaparak müzelerden ve gazetelerden yararlanmayı sağlayan etkinlikler hazırladık. Kitapta basının da çok ilgilendiği bu konuyla ilgili yaptığımız açıklamalar yer almaktadır.
Kendi başına küçük bir adım olduğu halde büyük etkiler yaratan, 100’lük puan sistemi ve sınavlar hakkında bilgi verdik. Gerçekten de yıllardan beri yanlışlarla ve çelişkilerle dolu bir şekilde uygulanmış olan 5’lik not sisteminin yerine getirdiğimiz 100’lük puan sistemi, öğrencilerin derslerine verdikleri önemin ciddiyetini gözle görülür bir şekilde arttırırken adaletli bir ölçme ve değerlendirme sisteminin de temeli kurulmuştu.
Yeni karne modeli ve öğretmen sınıfları da eğitim kamuoyunun ve basının yakından ilgilendiği ve hakkında çok sayıda haber sunduğu çalışmalardı. Kitapta bu çalışmalar hakkında da vermiş olduğumuz bilgiler yer almaktadır.
Bilhassa Sosyal Bilimler Liseleri olmak üzere, ilköğretim okullarında ve liselerde okutulan derslerle ilgili düşüncelerimi paylaştım. İlk kez okutulma kararını aldığımız “Antropoloji”, “istatistik ve Araştırma Teknikleri”,”Halk Bilimi” derslerinin mantığını açıkladık. Yabancı dil, Beden Eğitimi, Felsefe, Tarih gibi derslerin saatlerinde yaptığımız artış hakkında bilgi verdik.
Ödül ve disiplin yönetmeliğinde yaptığımız değişiklikler doğrultusunda “başarı” “üstün başarı” belgelerine dair açıklamalar yaptık. Bu adım da başarıda sürekliliği teşvik eden çok işlevsel bir çalışmaydı.
Eğitim ve öğretimle ilgili en fazla hassasiyet sergilediğimiz konulardan birsi de başında 17. Milli Eğitim Şurası oldu. Şura sürecinde, ele alınacak konuların seçiminden, davet edilecek katılımcı üyelerin seçilmesine kadar her aşamada çok dikkat sarf ettik. Kitapta 17. Milli Eğitim Şurası ile ilgili gösterdiğimiz çabaları açık bir şekilde yansıtan konuşma ve yorumları da paylaştık.
Bu kitapta yer alan yazıları ve konuşmaları hissederek ve bilerek yazmıştık ve yapmıştık. Söylenen her bir sözün, sarf edilen her bir kelimenin bir arka planı, bizde koparttığı fırtınalar vardır. Daha yazarken ve söylerken bir şeylerin farkındaydık.
Bu yüzden ister bir yıldönümü yazısı olsun isterse öğretim yılı başlarında verdiğimiz mesajlar olsun, her birinin özenle okunmasını dilerim. Kimisinde bir satırla, kimisinde de bir cümleyle çok şeyi anlatmaya çalıştık.
2004 yılında başlayan müfredatı değiştirme çalışmalarına dair birçok yerde göndermeler yaptık. Müfredatı değiştirirken çok iyi bir iş yaptığını zanneden yetkililerin yanlış yaptığını vurgulamaya çalıştık. Yetkililerin ve bazı eğitimcilerin öğretim yöntemlerine dair ilk kez söylenmiş havasıyla ileri sürdükleri ve hayata geçirdiklerini iddia ettikleri sözlerin ve düşüncelerin çok önceleri dile getirildiğine dikkat çektik.
Türk eğitim sisteminde son on yıl içerisinde gerçekleştirilen en köklü değişikliklerden birisi OKS’ nin kaldırılarak yerine getirilen yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemidir. Yeni sistemin adının belirlenmesinden tutun da pedagojik mantığının ortaya konmasına, bütün ana unsurlarının belirlenmesine ve nasıl uygulanmasına varana kadar bütün ilke ve esasları geliştirdik. Geliştirmiş olduğumuz ortaöğretime geçiş sisteminin hala arkasındayız. Bu sistem sayesinde hem ilköğretimde hesap verebilirliliği yüksek bir mekanizmanın kurulduğuna hem de ortaöğretime geçişin daha sağlıklı olacağına inanıyoruz. Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kamuoyuna yansıyan demeçlerine ve yazılarına bakılacak olursa, yeni sistemin temel felsefesini tam kavrayamadığı belli olan yetkililerin, bu işi ellerine yüzlerine bulaştıracaklarından endişe ediyorum. Biz, bu sistemin temel felsefesini çok iyi bir şekilde oluşturmuştuk ve sistemin okullarımızdaki eğitimin niteliğine her halükarda katkı sağlamasını garanti altına alacak şekilde düzenlemeler yapmıştık. Bütün bunları sistemi geliştirirken kamuoyuna ayrıntılı ve açık bir şekilde duyurmuştuk. İşte bu kitapta bu düşüncelerimiz yer almaktadır. Hem yetkililerin, hem de toplumun ilgili kesimlerinin kitaptaki yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi ile ilgili yazıları ve yorumları dikkatli bir şekilde okumalarını özellikle istirham ediyorum. Kitapta yer alan düşünce ve görüşlerin, bir zamanlar önemli bir görev ifa edilirken dile getirilmiş olan görüş ve düşünceler olduğunu dikkatlerden uzak tutmayın lütfen. Bu durumun göz önünde alınmaması halinde kitapta geçen düşüncelerle ilgili yapacağınız değerlendirmeler eksik kalır.
Kitabı, beş bölüm halinde yapılandırdık. Birinci Bölümde TTK Başkanlığına atandığımız sıralarda (2006/Mayıs) basında yer alan değerlendirmeler yer almaktadır. İkinci Bölümde, 21 ay süren TTK Başkanlığı görevini ifa ederken yapmış olduğumuz belli başlı çalışmalarla ilgili basında yer alan haberler, değişik vesileler yapmış olduğumuz konuşmalar ve yazdığımız yazılar derlenmiştir. Üçüncü Bölümde ise, ayrılmadan önce son anlarda eğitime dair yaptığımız konuşmalar yer almaktadır. Dördüncü Bölümde görevden ayrılır ayrılmaz basında yer alan değerlendirmeler, Beşinci Bölümde de görev sonrası eğitime dair ileri sürdüğümüz düşüncelerimiz yer almaktadır.
Sonuç olarak eğitime dair kayıtlara geçmiş bulunan düşüncelere ve icraatlara sahip olabildiğimiz için çok mutluyuz. TTK gibi ulvi bir kurumda görev yapıp da öncüsü olduğu çalışmalara sahip olamamak azap verici bir durum olurdu.
Şimdilik bu kitaba dahil etmediğimiz başka konuşma dökümleri ve başka yazılar da var. Tabiî ki Türkiye’deki eğitime dair olarak da söylenebilecek sözler var. Umarım eğitime dair diğer düşüncelerimizi ve Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı iken dile getirdiğimiz diğer görüşleri de başka bir seferde paylaşırız.
Prof. Dr. İrfan Erdoğan Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı
|









