Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Öğretmenler Gününde Öğretmen Olduğunu Hissetmeyen Öğretmenler

Öğretmenler Gününde Öğretmen Olduğunu Hissetmeyen Öğretmenler

25/11/2019

 

Öğretmenler günü dolayısı ile etrafımdaki bazı öğretmen arkadaşlara, öğrencileri tarafından öğretmenler gününü kutlamak adına çeşitli mesajlar ve videolar gönderiliyor. Hatta hatta MEB'i arayıp öğretmenlerine teşekkür eden veliler bile oluyor. Daha sonra bu teşekkür mesajlarını bir belge ile okul müdürleri öğretmenine veriyor. Bazı veliler sınıf olarak öğretmenini yemeğe çıkarıyor. Hep beraber öğretmenler gününü kutlamak için bir kafede ya da restoranda naçizane yemek yiyorlar. Bazı sınıflar ise ortak hareket ederek öğretmenlerine mütevazi çeşitli hediyeler alıyor. Sene de bir defa da olsa bu vesile ile öğretmenler, emek verdikleri insanlar tarafından hatırlanarak kendilerine özel hissettiriliyor.

Tüm bu güzel duyguları yaşayan bakanlığımızın güzide öğretmenleri çoğunlukta. Bir de bu duygulardan habersiz yaşayan azınlıkta kalan öğretmenlerimiz var: Geçici koruma altında olup da ülkemiz okullarında eğitim gören öğrencilere eğitim veren öğretmenlerimiz.Yani Suriyeli çocuklara eğitim veren öğretmenlerimiz. Bu öğretmenlerimiz anadili Türkçe olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına eğitim veren öğretmenlerimizden farklı olarak daha 24 Kasım Öğretmenler gününün anlam ve önemini bilmeyen, kavramayan bir kitle ile uğraşıyor. Sakın bu söylenilen şeyi farklı bir kültürün içerisine gelen bu insanları suçlamak olarak algılamayın. Çünkü onlar daha neyi ne olduğunu bilmiyor. Bilseler bile ne yapabilirler onu da bilmiyorum. Çünkü alınabilecek küçük bir hediye ya da birlikte yenilebilinecek yemeğin bile bir külfeti var. Bu insanlar yardımlarla ayakta dururken böyle bir şeyin altına girerler mi girmeleri doğru mu onu da bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa bakanlığın yıllardır bir kere bile bu öğretmenleri hatırlamadığıdır. Seslerini kimsenin duymadığıdır!

Düşünün bir sınıftasınız. Herhangi bir konu anlatacaksınız. Anlatacağınız konuyla ilgili bir kelime kullanacaksınız. Mesela "kuşun kanadı, tüyü" diyeceksiniz. Daha "kanat, tüy" kelimelerinin ne olduğunu bile bilmeyen bir kitleyle ders işlemeye çalışan bu insanların halini bir hayal edin! Konuştuğunuz kelimelerin yüzde 80'ini anlamayan insanlara kendinizi anlatmaya çalışın. Ana dili Arapça olan bu insanlara sağdan sola değil de soldan sağa defter kullanmaları gerektiğini anlatın! Öğretmenlerimizin konuştukları her kelimeyi "Acaba kaşımdaki kitle ne dediğimi anlayacak mı? Onların anlayacağı şekilde nasıl anlatabilirim? Acaba bunu biliyorlar mı?" diye yüzlerce kez aklından geçirerek kullanması gerektiğini düşünün. Çok basit talimatları yüzlerce kez tekrar ettiklerini düşünün. İnsan taş olsa çatlar bir noktadan sonra. Kaldı ki bu ara tatilde seminerden seminere koşarken Suriyeli öğrencilere eğitim veren öğretmenlerimizin çoğunlukta olduğu bir öğretmen gurubunda seminer veren bir psikolog, küçük bir test yaptı. Yapılan bu testte orada bulunan öğretmenlerin "büyük bir çoğunluğunda" ya stres ya da stres başlangıcı görünüyor. Yaşadıkları zihinsel ve ruhsal tahribatın izleri sosyal hayatlarından ve yüzlerinden okunuyor. Buna rağmen bu öğretmenlerimizin sesini duyan kimse yok. Onlar ses çıkarmadığından değil! Bir yerlerde birilerinin kulakları tıkalı olduğundan. Görmezden gelmenin problem çözmekten daha kolay olduğundan. Koltuklarda oturmanın, kalkıp bir şeyler yapmaktan daha kolay olduğundan!

Ve tarihe bir not düşmek için şunu eklemek istiyorum: İlerleyen süreçlerde bu öğretmenler içerisinden çektiği çile yediği ekmekten daha ağır basanlar pes ederek ya istifalarını vermek zorunda kalacak ya da psikolojik tedavi görecek ya da daha da zayıf olanları kendi hayatlarına bir son verecek. Birileri yok daha neler diyebilir! İş bulmanın zor olduğu şu ortamda, işi ile kendisine yapılan bu zulüm arasında sıkışıp kalmış, depresyona girmiş ya da girmeye yakın, sürekli bir stres altında kalmış bu insanların kendilerini ifade edebileceği bir yer yokken ben şahsen her türlü şeyi beklerim. Bu öğretmenlerin sıkı takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Umarım devletimiz Suriyelileri düşündüğü kadar onlarla birbir iletişim halinde olan bu öğretmenleri de düşünür! Bu öğretmenlerin sayıları ve talepleri göz önünde bulundurulduğunda yapılması gereken şeylerin deveye hendek atlatmak kadar zor olmadığını düşünüyorum. Nedir bu talepler:

"En önemli talepleri: Ders yüklerinin azaltılması"



AES Altındağ İlçe Sorumlusu
Adil DEMİRBAĞ


Yorum Yaz


İlgili Etiketler

Öğretmenler Gününde Öğretmen Olduğunu Hissetmeyen Öğretmenler