Gazi Mustafa Kemal Atatürk
AES KİLİS’TEN VE EĞİTİMDEN TARAF

AES KİLİS’TEN VE EĞİTİMDEN TARAF

09/05/2016

Ülkemizin terörle mücadele süreci on yıllara dayansa da, son bir yılda bölgesel ve küresel anlamda daha sık ve daha ciddi tehlikeler yaşandığı bir gerçektir. Mücadele alanını eğitim üzerinden yürütmekte olan, siyaseten bağımsız yapıdaki sendikamız; terörle mücadelenin önemli ve vazgeçilmez ayaklarından birinin eğitim olduğuna inanmaktadır. Bu kapsamda, sendikamız tarafından, özellikle Suriye sınırına komşu iller başta olmak üzere “eğitim kurumları” özelinde alınması gereken önlemlere ilişkin acil eylem planı hazırlanmıştır.

Halen Kilis’te, 120 Bin mülteci nüfusu ile birlikte 84 bin yerleşik insanımız hemen her gün sınır ötesinden fırlatılan roketlerin gölgesinde yaşamaktadır. Can kayıpları artarken en yaşamsal faaliyetler gibi, eğitimi de sürdürmek güçleşmektedir. 18 Ocaktan bu güne kadar Suriye tarafından gelen roketler sebebiyle aralarında çocukların da bulunduğu 20 kişi hayatını kaybederken, 70'in üzerinde vatandaşımız da yaralanmıştır. Okul sıraları boş, sokaklar korku ve panik içindedir. Öğretmen başta olmak üzere diğer kamu çalışanlarının da can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle rapor alarak şehri terk etmeleri de ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Terör olayları sonucu, Kilis’te birçok sınıf boş kalmıştır. Okula giden çocuklar da okulların kuzey cephesindeki sınıflarda ve pencere kenarından uzakta eğitim görme gibi olağanüstü koşullarda eğitim ve öğretimini sürdürme çabasındadır.

Çocukların okula gelememesi başlı başına ele alınması ve mutlak suretle çözülmesi gereken bir problemken, bundan kaynaklı başka sorunlar da ortaya çıkmıştır. Çocuklar okula gitmediği için alınan ilk önlem bütün sınavları bir ya da iki güne toplamak olmuştur. Bilgimiz dahilinde bazı okullarda Öğrenciler aynı gün, yönetmeliğe aykırı bir şekilde 8 ayrı dersten sınava girmişlerdir. Bu zor şartlar nedeniyle TEOG ve YGS’ye giren öğrenciler dezavantajlı duruma düşmüşlerdir.

Ayrıca Kilis Üniversitesindeki öğrencilerin birçoğunun kayıt dondurarak bölgeyi terk ettikleri tarafımızca tespit edilmiştir.

Bir eğitim sendikası olarak, sınırımız içinden veya dışarıdan gelen terör tehdidini bitirecek kudret elimizde olmasa da EĞİTİM cephesinde, bölge öğretmenlerini, öğrencilerini koruyabilecek, “eğitimden” beklenen hedeflere ulaşmamızı kolaylaştıracak raporumuzu, çözüm önerilerimizle beraber bakanlığımıza, İçişleri Bakanlığına, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna ve İçişleri Komisyonuna sunmuş bulunmaktayız.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 7/5/2016

Ek: Anadolu Eğitim Sendikası Kilis Raporu ve Eğitime Dair Çözüm Önerileri

 

Cansel GÜVEN

Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı

Anadolu Eğitim Sendikası Kilis Raporu ve Eğitime Dair Çözüm Önerileri

Kilis 18 Ocak Öncesi Genel Durum

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Ocak 2015 raporunda Suriyeli mülteci sayısının Kilis’te yaşayan kişi sayısını geçtiğine ve bu durumun siyasi, toplumsal, ekonomik ve güvenlik açısından oluşturduğu problemlere yer vermiştir. Ekim 2014’de alınan verilere göre Kilis merkez nüfusu 84 bin, suriyeli nüfusu 120 bin civarındadır. Bu sayıya Öncüpınar ve Elbeyli konaklama merkezinde bulunan 40 bine yakın suriyeli dahil edilmemiştir. Raporda “Kilis mevcut nüfusundan daha fazla Suriyeli ağırlamaktadır. Bu açıdan sığınmacıların etkisinin en fazla hissedildiği ve en ağır yük altında olan şehrin Kilis olduğunu söylemek mümkündür. Hatta Kilis halkı Türkiye ile Suriye arasında fiilen oluşturulmuş bir “tampon bölge”de yaşadıkları hissi içindedir”ifadelerine yer verilmiştir.

Kilis nüfusunun çok büyük bir bölümünü Türk kökenli vatandaşlar oluştururken, şehre yerleşen Suriyelilerin büyük çoğunluğu Arap kökenlidir. Farklı dil ve kültüre sahip iki toplumun kısa sürede birlikte yaşamak zorunda kalmasının yarattığı toplumsal sıkıntılar görülmektedir. Kilislilierin kendi şehrinde azınlık hissi yaşaması da bu duruma eklenince etnik boyutlu bir kutuplaşma yaşanmaya başlamıştır.

Bir diğer sorun şehrin 80.000 kişilik planlanan altyapısının 200.000 kişiye hizmet etmesi, başta sağlık olmak üzere su temini, çöp toplama, trafik gibi temel belediyecilik hizmetlerinde ağır bir yükün altına girmesine sebep olmaktadır.

Yine aynı raporda iç savaş öncesi 30 milyon dolara yaklaşan ihracat, savaş sonrası 10 milyon dolara kadar düşmüştür.

Bütün bu sorunların yanında dilencilik, trafikteki Suriyeli araç yoğunluğunun yarattığı hoşnutsuzluk, konut sıkıntısı, bozuk yapılaşma, Kilis toplumunda kabul görmeyen çok eşlilik, Suriyeli genç kadınların Türk erkekleri ile evlenmesi, muhafazakar aile yapısının bozulması gibi problemler de boy göstermektedir.

Kilis ilinin genel durumu incelendiğinde halkın birçok sıkıntı ile başbaşa bırakıldığı, kendi şehrinde azınlık durumuna düştüğü, güvensizlik ortamının hâkim olduğu ve halk adeta Türkiye ile Suriye arasında fiilen oluşturulan tampon bölgede yaşadığı hissine kapılmaktadır. Kilis’in mevcut durumunu yukarıdaki problemlerden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.Bunların dışında hızla artan göç konut fiyatlarında da kendini göstermiş kiralardaki artışlar yüzde yüze ulaşmış hatta geçmiştir.

18 Ocak 2016’dan Şimdiye Kilis, Genel Durum

18 Ocaktan bu güne kadar Suriye tarafından gelen roketler sebebiyle aralarında çocukların da bulunduğu 20 kişi hayatını kaybederken, 70'in üzerinde vatandaşımız ise yaralanmıştır. Okul sıraları boş, sokaklar korku ve panik içindedir. 200 bin kişi acaba ne zaman ve nereye roket gelecek korkusu ile yaşamaya mahkûm edilmiştir. Kırmızı ışıkta beklerken, refüjde çiçek ekerken, evinde çay içerken, görevli olduğu okulda temizlik yaparken hayatını kaybeden insanlar bulunmaktadır.Kimi zaman dakikalarla kimi zaman metrelerle facianın eşiğinden dönülmüştür. Camii avlusuna, okul bahçesine, eve ve öğrenci yurduna isabet eden roketler bulunmaktadır.

İstatistik olarak hayatını kaybeden  sayısı şu ana kadar 20 olarak görünse de binlerce insan ölümün kendisine geleceği günü bekleyerek, diken üzerinde hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Düşen her roket mermisi ile acaba eşim dostum orada mıydı tedirginliği, telefona sarılmalar, korku ile kaygının karışımı ile yüksek noktalara çıkıp roket dumanının geldiği yeri tayin etme çabası bu insanların aylardır süregelen rutini haline gelmiştir.

Tüm bunlarla beraber gerek yerel yöneticilerin gerekse de Kilis valisinin halk üzerinde baskısı artarak devam etmektedir. 1 ay süreyle yürüyüş yapmak yasaklanmış halkın sesini duyurabilme çabaları engellenmiştir. Yürüyüş yapanlar TOMA ve biber gazlı müdahaleye maruz kalmıştır. Bölge insanının tek isteği biraz huzur iken, güvenlik taleplerini dile getirmek için yürüyüş dahi yasak olunca yöre halkı bir araç konvoyunla varlık göstermek istemiş, konvoydaki her vatandaşa 380 TL tutarında cezalar kesilmiş, sesini duyurmaya çalışanlar provokatör ilan edilmiştir. Kilis halkının tepkisi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin terörü, sınır ötesinden fırlatılan roketleri lanetlemesiyle aynı minvaldedir, insanidir, resmi tepkiye destektir, bedeli 380 Liradır.

AFAD tarafından roket mermilerinin düşmesine karşı alınabilecek önlemler adı altında afişler bastırılmış ve roket mermilerine karşı bilinçlenin sloganı ile bazı öğretmenlere seminerler verilmiştir. Fakat tepki toplayınca bu afişler resmi sitelerinden kaldırılmıştır.

Son birkaç gündür Kilis’te mobil internet de dahil olmak üzere tüm internet şebekeleri yavaşlatılıyor ya da hizmet vermeleri engellenmektedir.

Can güvenliği açısından önlem olarak Kilis belediyesinden evinizin Suriye’ye bakan taraflarında oturmayın şeklinde komik uyarıların gelmesi içinde bulunulan durumu özetlemektedir.

Öğretmen ve doktorların da can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle rapor alarak şehri terk etmeleri de ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Sadece 05.05.2016 tarihinde 10 dan fazla roket mermisi Kilis’in muhtelif yerlerine isabet etmiş onlarca kişi yaralanmıştır. Fakat maalesef medyada sadece altyazı olarak ya da 2 dakikalık kısa bir haber olarak insanlara duyurulmuştur. Şu an Kilis halkının neredeyse yarısı şehri terk etmiş şehir hayalet bir şehre dönüşmüştür.

Eğitsel Durum Açısından Kilis Gerçeği

18 Ocak Tarihinden Önce de kaygıyla sürdürülen eğitim, 18 Ocak 2016’da Eyüp Gökçe İmam Ortaokulu’nun bahçesine düşen ve okulda İŞKUR kapsamında çalışan görevlinin ve bir öğrencinin yaşamını kaybetmesi ile sonuçlanan roket saldırısı ile ciddi anlamda sekteye uğramıştır. Veliler çocuklarını okula göndermek istememektedir. Maalesef ki velilerimiz evlerinin okuldan daha güvenli olmadığını bilmesine rağmen kendilerini güvende hissedene kadar çocuklarının yanında olmasını istemektedir. Hazin olay sonucu Kilis’te birçok sınıf boş kalmıştır.Okula giden çocuklar da kuzey cephesindeki sınıflarda ve pencere kenarından uzakta eğitim görme gibi olağanüstü koşullarda eğitim ve öğretimini sürdürme çabasındadır.

Çocukların okula gelememesi başlı başına ele alınması ve mutlak suretle çözülmesi gereken bir problemken, bu problemden kaynaklı başka sorunlar da bulunmaktadır. Okul öncesi eğitimden, yükseköğretime kadaryansımalarına rastlamak mümkündür. Bu sorunları en aza indirgemek için yapılması gerekenler, raporumuz sonuç bölümünde yer almaktadır.

Okul Öncesi Eğitim Sorunları

Kilis İlimizde güvenlikten kaynaklı eğitim sorunları eğitim alan kesimin yaşı ile ters orantılı artmaktadır. En küçük ve en savunmasız öğrenciler olan okul öncesi eğitim çağındaki öğrenciler, eğitim hakkından vaz geçilen kesim olarak ön plandadır. Bu öğrencilerin, özellikle çalışan kesimde olan ebeveynleri de ayrıca mağdur durumdadır.

Okul öncesi öğretmenlerimiz boş sınıflarda öğrencisiz olarak zorunlu nöbet tutarken, parasız eğitim kapsamında olmayan bu hizmetin aksamasıyla; (öğrencilerin gelmemesinden dolayı) anaokullarının aidat toplamakta güçlük yaşaması ve bütçelerinde açığa yol açmıştır.

Örneğin bu yaş aralığında doğal bir olgu olarak beklenen okul kaygısının yüksek seviyelere çıkması muhtemeldir.

Temel Eğitim Sorunları

Kilis’te birinci sınıfların tamamı yüksek risk altındadır. Okuma yazma gibi temel bir becerinin edindiği yılda birçok çocuğun eğitimi yarıda kalmıştır. Birçoğu okuma yazma öğrenememiştir.

Ara sınıflardaki öğrenciler mevcut programlarının ve müfredatlarının gerisinde kalmıştır.

8.sınıflar düzenli olarak eğitim öğretim göremezken, ülke genelindeki yaşdaşlarıyla aynı kapsamda TEOG sınavına girmiştir.

Yapılan TEOG sınavının değerlendirmesinin %30’luk bir kısmı okuldaki sınavlardan gelen puanlardan oluşmaktadır. Çocuklar okula gitmediği için alınan ilk önlem bütün sınavları bir veya iki güne toplayarak aynı gün içerisinde sınavları bitirmektir. Ders anlatımına dahi katılamayan çocukların sınav olması ayrı bir sorunken, birçok dersten aynı günde sınav olması tartışılacak başka bir problemdir (bilgimiz dahilinde, bazı eğitim kurumlarında bir öğrenci AYNI GÜNDE 8 AYRI DERSTEN           SINAVA ALINMIŞTIR).

Bunun dışında Ocak ayından bu yana düşen bombalar eşliğinde eğitim alan bu çocuklar ne kadar sağlıklı sınava hazırlanmıştır bu da tartışmaya açıktır. Zira Konya’da yada Rize’de TEOG sınavına hazırlanan bir öğrenciyle Kilis’te bu şartlarda hazırlanan bir öğrenci aynı sınava girmiştir. Adil olmadığı gibi, ölçme açısından da eşitlikçi değildir.

Ortaöğretim Sorunları

Üniversite sınavına hazırlanmak bütün öğrenciler için başlı başına zor ve ciddi bir psikolojik destek isteyen bir olayken üzerine bir de hayatta kalma çabasının eklenmesi lise öğrencileri için dayanılması güç bir zorluk oluşturmaktadır.

Üniversite yerleştirme puanlarında oldukça önemli bir etkiye sahip olan okul bitirme derecesi ve diploma puanı, okula devam edememe, yazılıların aksaması gibi sorunlardan dolayı ciddi soru işaretleri meydana getirmektedir.

Bir parantez de Kilis Üniversitesine açmak gerekirse öğrencilerin büyük kısmı kayıt dondurmuş ve memleketlerine dönmüştür. 60 kişilik bir bölümde sadece 17 kişinin kalması bunun en büyük kanıtıdır. Kilis esnafının en büyük ekmek kapısından biri olan üniversite öğrencilerinin sayılarının azalması esnafı da zor durumda bırakacaktır.

Sonuç, Alınabilecek Önlemler:

Suriye iç savaşı başladığından itibaren Kilis halkı ağır yüklerin altında ezilmektedir. Kilis halkı fiilen oluşturulmuş tampon bölgede yaşadığı hissine kapılmaktadır. Son dönemlerde artan saldırılara üst düzey yöneticilerin tavırları da eklenince şehir halkı giderek artan bir yalnızlık psikolojisine doğru sürüklenmekte, provokasyona açık, oldukça gergin bir ortam oluşmaktadır. Bu durumu gidermek için yapılması gereken ilk olay bakanlar kurulunun veya meclisin Kilis özelinde olağanüstü toplanması, sorunun çözümüne yönelik acil önlemler alması gerekmektedir.

Kurul gerekçelerimize de uygun düşecek şekilde, eğitim özelinde alınması gereken önlemler de aşağıda sıralanmıştır:

1-      Eğitim sendikalarından, Milli Eğitim Bakanlığı uzmanlardan ve akademisyenlerden oluşan bir ekip kurularak acil müdahale eylem planı oluşturmalıdır.

2-      Suriye sınırı gerisinden atılabilecek roketlerin menziline giren TÜM EĞİTİM KURUMLARI acilen taşımalı ya da yatılı eğitim kapsamına alınmalıdır.

3-      Fiili olarak eğitim verilemeyen, henüz taşımalı/yatılı eğitim kapsamına alınmamış okullar tatil edilmelidir.

4-      Bütün kademelerde öğrencilerin gelemediği dersler ve konular için, interaktif katılımlı online dersler verilmeli, EBA portalından ilgili ders materyallerine, videolarına öğrencilerin ulaşılması sağlanmalıdır.

5-      TEOG tercihleri yapılırken Kilis’te bulunan tüm okulların sadece Kilisli öğrencilere açılması sağlanmalı şehir dışından tercih yapılmasına izin verilmelidir. Böylelikle en azından Kilis’teki öğrenciler kendi aralarında biraz daha eşit şartlarda rekabet etmiş olabilirler.

6-      Okullara psikolog göndermek şu anki olağan üstü durum sona ermeden gerçekçi bir çözüm olamaz. Zira, olaylara şahit olanlar, bombalar patlamaya başladığında psikologların da psikolojik danışmaya ihtiyaç duyduklarını itiraf etmişlerdir. Güvenlik sağlandıktan sonra hizmet vermek üzere yeter sayıda psikolojik danışman göndermek üzere bir hazırlık yapılmalıdır.

7-      Kilis’te öğrenciler fiilen okula devam etmedikleri gibi bürokratların  “devamsız öğrenciyi yok yazmayın” şeklindeki söylemi de okulların aslında resmen değilse de fiilen tatil edildiğini göstermektedir. Sendikamız şeklen durumu kurtaracak söylem ve eylemleri tehlikeli bulmaktadır, öğretmen ve idarecilerin, devamsız öğrenciyi okulda göstermesini onaylamaz. Sorumluluk alması gereken bizzat Milli Eğitim Bakanlığıdır. Olağan üstü koşullarda yapılması gerektiği gibi, devamsızlık noktasında Kilis İlimize özel yasal bir düzenleme yapılıp, duyurulmalıdır.

8-      TC Resmi Gazetesi ve MEB Tebliğler Dergisi dayanak olduğu üzere (ilgi b), Kilis ilimiz öğretmenlerimiz için 2. Hizmet bölgesi ve 4,5,6. Hizmet alanıdır. Ocak 2016 döneminden bu yana ölümle sonuçlanan çok sayıda saldırı ve sürmekte olan güvenlik zafiyeti göz önüne alındığında çalışma güçlüğü katlanarak artmıştır. Fiili durumu düzeltmese de, ülkeyi zorunlu hizmet bölgelerine ayırmamıza neden olan koşullara uygun düşmesi açısından, Kilis’i 3. Hizmet Bölgesi kapsamına alarak, merkez dahil tüm yerleşimlerini 6. Hizmet alanı olarak tanımlanmak gerekir.

9-      Halen Kilis İlimizde görev yapmakta olup, roket saldırılarına maruz ve şahit olan eğitim çalışanlarımız, atama ve yer değiştirme yönetmeliğimizde de tanımı bulanan şekilde; “genel hayatı etkileyen” haller kapsamında mağdurdur. Bu doğrultuda, önümüzdeki isteğe ve özre bağlı iller arası yer değiştirme sürecinde taleplerinin öncelikli olarak kabul edilmesi yerinde olacaktır.

 

 \\

  Facebook'ta Paylaş      

Yorum Yaz


İlgili Etiketler

AES KİLİS’TEN VE EĞİTİMDEN TARAF