Siyasilerin Değil, Tüm Eğitim Çalışanlarının Sendikası

ÖĞRETİCİ: EĞİTİMDEKİ AYRIŞMA, ÖZEL OKUL GERÇEĞİ VE DEVLET OKULLARININ GELECEĞİ

19 Şubat, 2026

 

 

 BASK ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper ÖĞRETİCİ,eğitimdeki fırsat eşitsizliğine  yönelik açıklamalarda bulundu.Öğretici'nin açıklamaları şöyle:

 

Türkiye’de eğitim alanında son yılların en belirgin kırılmalarından biri, özel okul sayısındaki artıştır. Devlet okullarının itibarı tartışılır hâle gelirken, özel okulların her geçen yıl büyümesi sadece bir sektör genişlemesi değil; aynı zamanda toplumsal bir dönüşümdür.

 

Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:

Bu gerçekten bir “tercih” midir, yoksa giderek bir “mecburiyet”e mi dönüşmektedir?

 

Bir tarafta maddi imkânları elveren ailelerin çocuklarını gönderdiği özel kurumlar; diğer tarafta toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan dar ve orta gelirli ailelerin çocuklarının devam ettiği devlet okulları...

 

Milli Eğitim Bakanlığı bu tabloyu çoğu zaman “çeşitlilik” ve “tercih özgürlüğü” olarak tanımlamaktadır. Ancak yıllar içinde uygulanan politikalar, velileri adım adım özel okullara yönlendirmiştir.

 

Özellikle 4+4+4 sistemi sonrasında özel okullaşma oranındaki artış dikkat çekicidir. 2012-2013 eğitim yılında yaklaşık 6 bin olan özel okul sayısı, 2025-2026 döneminde 15 bine yaklaşmıştır. Bu artış yalnızca sayısal değil; zihinsel bir dönüşümün de göstergesidir.

 

Bir dönem özel okullara verilen devlet teşvikleri de bu yönelimi hızlandırmıştır. “Devletin yükünün hafiflemesi” söylemiyle savunulan bu yaklaşım, uzun vadede kamu eğitiminin güçlenmesine mi yoksa zayıflamasına mı hizmet etmiştir?

 

Bugün bir velinin imkânlarını zorlayarak çocuğunu özel okula göndermesinin temel sebepleri nettir:

➡️ Kalabalık sınıflar

➡️ Temizlik ve güvenlik personeli eksikliği

➡️ Fiziki donanım yetersizlikleri

➡️ Sınav odaklı sistemde ek kaynak ihtiyacı

Bu noktada mesele yalnızca okul binası değildir.

Ayrışan aslında çocukların imkânlarıdır.

Bir kampüs ile başka bir okul arasındaki fark, zamanla sosyal çevre farkına; o da hayat standardı farkına dönüşmektedir.

 

Eğitimde fırsat eşitsizliği derinleştikçe, toplumsal sınıflar arasındaki mesafe de büyümektedir.

Oysa eğitim, bir ülkenin en güçlü eşitleyici mekanizması olmalıdır.

Çözüm, özel okulları tartışmak değil; devlet okullarını yeniden güçlendirmektir.

Bunun için:

Eğitime ayrılan bütçenin artırılması,

Ücretli öğretmenlik yerine kadrolu istihdamın yaygınlaştırılması,

Temizlik ve güvenlik hizmetlerinin merkezi bütçeyle karşılanması,

Spor, sanat ve bilim altyapısının her okulda erişilebilir hâle getirilmesi

artık bir tercih değil, zorunluluktur.

 

Aynı ülkede yaşayan çocukların, ailelerinin gelir düzeyine göre ayrışmadığı; her birinin eşit ve nitelikli eğitim hakkına sahip olduğu bir sistem, yalnızca eğitim politikası değil, aynı zamanda toplumsal barışın da teminatıdır.

Çünkü mesele okul değil; gelecektir.

 

Mehmet Alper ÖĞRETİCİ

Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı

Yorum Yap