Siyasilerin Değil, Tüm Eğitim Çalışanlarının Sendikası

Sayın Yusuf Tekin Öğretmenlerle Bağ Kurabildi Mi?

02 Şubat, 2026

 

 

            Milli eğitim gibi çok özel ve önemli bir alanda hangi faaliyeti, girişimi,değişikli yaparsanız onun etkilerinin herkese dokunduğunu,gelecekle ilgili planlarını belirlediğini yaşadıklarımızla görüyoruz. Eğitim sistemimiz üzerinde sıkça oynanması kayıp nesiller, ideallerine ulaşamamış gençler olarak etkisini gösteriyor.

 

 Bu zamana kadar tek bir iktidar yönetimindeki milli eğitimde Sayın Yusuf Tekin’den önce 8 bakan görev aldı. Bunlardan Erkan Mumcu, Nimet Çubukçu, hukukçu; Nabi Avcı, Hüseyin Çelik, Ömer Dinçer, Mahmut Özer, akademisyen; İsmet Yılmaz mühendis ve hukukçu. 8 bakandan sadece Ziya Selçuk öğretmen akademisyen kökenli. Şimdiki Bakanımız da bilindiği üzere kamu yönetimi ve siyaset bilimi alanında akademisyen.

 

            Bakanlarımızın görev sürelerine baktığımızda en uzun bakanlık yapan Hüseyin Çelik altı yıl görevde kalmış, En kısa görev yapan da 4 ay süre ile  Erkan Mumcu olmuş. Genel olarak görev süresi ortalama iki buçuk yıl. Her bakan hakkında akılda kalanları yazarsak kısaca şu tablo çıkar:

 

            Erkan Mumcu’nun uygulama yapmaya zaten fırsatı olmadı. Hüseyin Çelik, müfredat ve sınav sistemi değişikliği, öğretmen görüşleri alınmadan yapılan öğretmen yetiştirme programları ile gündeme geldi. Öğretmeni meslek erbabı olarak tanımladı ama ‘Ben zengin olacağım diyen öğretmenlik mesleğini seçmesin.’ sözleri kulaklardadır. Nimet Çubukçu, Fatih projesinin uygulamasını diğer bakanlara bıraktı. Nimet Çubukçu dönemi atılım yapılmasa da öğretmen-bakan gerginliğinin pek yaşanmadığı bir dönem olurken Ömer Dinçer dönemi öğretmenlerin Bakan hakkında en olumsuz düşünceler beslediği dönem olarak tarihe geçti. “Atanamayan öğretmenler alternatif işlere yönelsin.” ,“Öğretmenin maaşı artınca öğretmen mutlu olmayacak.”dedi. Bakanlığın ruhunu değiştiriyoruz, sözleriyle kullandığı teknokrat ve öğretmeni yükmüş gibi gören dille bakanlığı ruhsuz bir bakanlık haline getirdi.  Sistem ve rotasyon tartışmaları ile gitti. Nabi Avcı,  eleştirilen TEOG sistemini uyguladı ve daha yumuşak bir yüz sergilemeye çalıştı.  2015’te 105 branşta 37 bin öğretmen ataması onun döneminde olmuştu. Mali ve özlük haklar bakımından büyük adımlar atmasa da “Bakanlar unutulur öğretmenler unutulmaz.”sözü hafızalardadır. İsmet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı iken değişen hükümette Milli Eğitim Bakanı oluverdi. Ekranlarda TEOG’un başarıyı ne kadar arttırdığını savunurken bir talimatla ani bir dönüşle bu sistemin ihtiyacı karşılamaktan ne kadar uzak olduğunu söyleyiverdi. Eğitim politikası üretmedi. Öğretmeni savunmadı.  Ziya Selçuk, eğitim kökenli olması ile heyecan yarattı. Yeni sissem oturtmaya çalıştı. Öğretmenler odasını dinleyeceğini, sistemin öznesinin öğretmen olduğunu söyledi. Üslubu ve yaklaşımı ile öğretmenin kendini anlayan bir bakan olduğuna inandığı bakandı. Okul başarısını önemsedi. Pandemi döneminde olan aksaklıklara, noksanlıklara rağmen kurulan teknik alt yapı eğitimin yürümesini sağladı. Mali ve özlük haklar noktasında gerekli adımları atamadı. Birçok noktada sistemi başlatan ama devamını getiremeyen bir bakan oldu. Bunda da bakanlık düzeyindeki sorunlar, yetkisizlik, kendisine karşı alınan tavırlar etkili oldu diye düşünüyorum. Zira Genel Başkanımız Mehmet Alper Öğretici ile beraber odasında yaptığımız görüşmede aşması gereken sorunlar olduğunu üstü kapalı olarak ifade etmişti. Mahmut Özer, özlük haklarını kapsamayan unvan odaklı Meslek Kanunu’nun çıkması ve uzman-başöğretmen sınavları ile hafızalarda yer etti. Okullara direk bütçe gönderdi ama adaletsiz ve devamlı olmayan  dağılım ile yapılan iyi hamlenin sonunu iyi getirmedi. Mülakatı kaldırıyoruz, sözleri uygulanmadı.Mesleki eğitime önem verdi ama yetersiz kaldı.

            Müsteşarlığı döneminde ‘Gölge Bakan’ olarak anılan,2023’te Bakan olan Sayın Yusuf Tekin’i kendisinden önceki 8 bakandan ayrılan en belirgin yönü siyasi kimliğini ve siyasi bakış açısını milli eğitimde en çok yansıtan bakan olması denebilir. Yeni müfredat tartışmalarında takındığı tavır, yapılan protokollerle okulların kapılarını ideolojik, dini dernek ve vakıflara açması bu yönüyle öne çıkmasının nedenlerinden. Yeni müfredat için sadeleşme var, öğrenci ve etkinlik temelli yaklaşım var, bizim kültürümüze ait değerler eğitimi var, eğitimin alt yapısında artık teknoloji var diyen Yusuf Tekin; rast gele girdiği okullarda öğretmenlerle buluşuyor. Bir Bakan için arzu edilen bir davranış, destekliyoruz. Ayrıca yeri gelmişken belirteyim ki okullarda sadece öğretmenler yok. Bir Bakana ayrımcılık yakışmaz.

 

            Eğitim ordusunun fedakâr çalışanları memur, hizmeti, şoför, aşcı, teknisyen kadrosundaki arkadaşlarımız da var. Sayın Bakandan onlarla da bir araya gelmesini, onların sorunlarını da dinlemesini bekleriz. Öğretmenlerle sık sık beraber olmak fotoğraf vermek, öğretmenlerimize yönelik mesnetsiz CİMER şikayetlerinin önüne geçmek için yapılan uygulama ‘Öğretmenlerle beraber yol alıyoruz.’ imajını vermek adına elverişli bir argüman. Ancak bu tavırların öğretmenlerimizin Sayın Bakanın öğretmenleri anladığı ve yanında olduğu algısını kuvvetlendiremediğini sendikamızın 2025- 2026 yılı başında yaptığı sene başı anketinde öğretmenlerimize sorulan ‘Meslek hayatınızda karşılaştığınız uygulamalar size mesleki tükenmişlik duygusu yaratıyor mu?  sorusuna % 94.2 oranında verdiği ‘Evet’ cevabında görüyoruz. Bu oranın yüksek olmasının nedenini ilçe grupları ile norm fazlasını eriteyim derken sürgün atamaları yapan, proje okullarında hiçbir kritere dayanmayan atamalarda torpili okullara açıktan sokup başarılı öğretmenlerin emeğini bir kalemde silen, mülakatlarda mağdur öğretmenleri anlamamakta ısrar eden, Meslek Kanunu öğretmenin ihtiyacı olan şekilde düzenleyemeyen, sistem üzerinde tartışmalı keskin değişikler yapan,  yeterli öğretmen alımı yapmayan bir Bakan portresinde bulabiliriz. Müfredat değişikliği ile ilgili aynı ankette sorduğumuz ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve müfredat değişikliğinin eğitimdeki sorunlara çözüm olacağına inanıyor musunuz? sorusuna %94.2 oranında ‘Hayır’ cevabının verilmesi de Bakanın öğretmenlere sorarak hazırladık dediği programın gerçek yüzünü ortaya koyuyor ve Sayın Yusuf Tekin’in öğretmenlerle bağ kuramamasında bir veri olarak karşımıza çıkıyor.

 

             

     Netice olarak bugüne kadar görev yapmış bakanlarımızın daha iyi olsun diyerek başladıkları işlerde işleri düzeltemeden başka sorunlarla görevi bıraktıklarını, her gelenin sistemi değiştirdiğini hep beraber yaşadık. Sayın Yusuf Tekin’den sonra da değişiklikler olmayacağını söylemek zor.  Yusuf Tekin’in öğretmenlerle kapsayıcı bağ kurabilmesi için, onları sadece bir uygulayıcı olarak görmemesi ve en önemlisi de öğretmenin kendini güvende, geleceğinden endişesi olmayan, kendini değerli hissettiren gerçekçi uygulamalara imza atması gerekiyor.

 

Nihat ÖRS

AES Genel Sekreteri

 

 

 

 

 

 

            

 

 

 

 

       

 

 

Yorum Yap