Sayı:1641-26/9042 Tarih:06/05/2026
Konu: Alan Değişikliği Sonrası Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Hakkının Kısıtlanmamasına İlişkin Talebimiz
T.C.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan alan değişikliğine bağlı yer değiştirme kılavuzunda yer alan;
“DİKKAT! Bu duyuru doğrultusunda alan değişikliği işlemi gerçekleşen öğretmenler, 2026 Yaz Tatili Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Döneminde başvuruda bulunamayacaktır.”
ibaresi, özellikle aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirme hakkı bakımından ciddi hukuki ve idari sakıncalar doğurmaktadır.
Bilindiği üzere aile birliği mazereti, yalnızca idari bir tasarruf konusu olmayıp, Anayasa’nın 41. maddesi ile güvence altına alınmış aile bütünlüğünün korunması ilkesinin doğal bir sonucudur. Devlet, ailenin korunması ve aile birliğinin sağlanması konusunda pozitif yükümlülük altındadır. Bu nedenle kamu görevlilerinin eş durumu nedeniyle yer değiştirme talepleri, temel hak kapsamında değerlendirilmelidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca memurların yer değiştirme suretiyle atanmalarında aile birliğinin korunması esas alınmaktadır. Aynı şekilde Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde de mazerete bağlı yer değiştirmeler açık şekilde düzenlenmiş; eş durumu başta olmak üzere aile birliğini koruyucu hükümler öngörülmüştür.
Bu çerçevede, yönetmelikle tanınan bir hakkın yalnızca bir duyuru veya kılavuz metniyle sınırlandırılması normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır. Alan değişikliği yapan öğretmenlerin, sadece bu işlem nedeniyle aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirme hakkından tamamen mahrum bırakılması; ölçülülük, hakkaniyet ve eşitlik ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.
Alan değişikliği ile eş durumu mazereti birbirinden farklı hukuki statülere sahiptir. Bir öğretmenin alan değişikliği yapmış olması, eşiyle aynı ilde yaşama hakkını ortadan kaldırmaz. Danıştay’ın yerleşik kararlarında da aile birliğinin korunmasının idare tarafından öncelikle gözetilmesi gereken temel bir kamu yararı olduğu açıkça vurgulanmaktadır.
Söz konusu düzenleme uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açacaktır. Alan değişikliği nedeniyle yeni görev yerine atanan öğretmenlerin eşlerinin farklı il veya ilçelerde görev yapması halinde aile bütünlüğü fiilen bozulacak; eşler ve çocuklar uzun süre ayrı kalmak zorunda kalacaktır. Bu durum yalnızca öğretmeni değil, eşini ve çocuklarını da sosyal, psikolojik ve ekonomik açıdan olumsuz etkileyecektir.
Özellikle çocukların eğitim düzeni, aile içi sorumlulukların paylaşımı ve ekonomik yük bakımından önemli sorunlar ortaya çıkacaktır. Kamu hizmetinin verimliliği açısından da aile bütünlüğünün korunması büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle, oluşacak mağduriyetlerin önlenmesi adına;
Gereğini arz ederiz.